|
|
 |
 |
 |
 |
[ Siteye eklenib: 03:54 14.03.2009 ] Okundu: 321
Fetullahçı çeteleşmeden, Fetullah Gülen'in haberdar olmaması mümkün mü?
Şimdi yazıya nerden başlamalı diye düşünüyorum. Her şey o kadar girift olmuş ki. Yine de genel durumla başlayarak devam edelim en iyisi. Herkesin bildiği gerçeği yineleyelim. Türkiye de siyaset, son yirmi yılda bir şekilde Fetullah Gülen'in merkez-çevre ilişkisinde sürüyor. Sadece siyaset mi? Bürokrasi, emniyet, üniversite ve medyada bu anaforun içinde. Öyle bir anafor ki; yaklaşanı, ilişki kuranı sarıp sarmalayan, içine çeken ve orda dönüştürüp melezleştiren bir güç. Konu Gülen olunca, çok farklı açılardan irdelemek kaçınılmaz oluyor.
Aslında, BEKSAV tarafından yakında çıkarılacak olan mizah dergisi Şarlo ile ilgili bir yazı yazacaktım. Çarşamba günü, gazetemizin yazarlarından Ahmet İnan arkadaşımızın yazdığı yazının son bölümünü okuyunca, öncelik de bu yazıya geçti. Sayın İnan yazısında: 'Bana sorarsanız, Muhterem Fetullah Gülen Hocaefendi ile 'Fetullah çetesi'nin ayrı olduğunu baştan belirtmek gerekiyor. Küçük yaşlarda Fetullah Gülen hoca ile karşılaşmış; sohbetlerinde bulunmuştum. Onun 1970'li yılların ortalarında yürüttüğü kamp çalışmalarına ben de katılmıştım... Fetullahçılığın bir arınma sürecine gireceğine; Hocaefendinin müridanı çeteleşmeye sevk etmeyeceğine dair hala güçlü umutlar beslemekteyim.' gibi tespitler yaparak, samimi düşüncelerini yazmış. Bu samimiyetten kuşku duymadığımı belirterek devam etmek istiyorum. Asıl sorun şu: Fetullah Gülen'e rağmen bir Fetullahçılık var gibi bir algı mevcut. Bu yaklaşım, bize doğru bir zemin kazandırmaktan yoksun. Fetullahçılık, ismini aldığı kişinin etrafında gelişen bir yeni tasarım. Dipnotlardan giderek, ortaya bir resim çıkarmaya çalışalım. İlk şubesi 2. Dünya savaşı sonrasında 1956 yılında İstanbul'da kurulan Komünizmle Mücadele Derneklerinin amacı: 'Millî bünyemizi meydana getiren ve kuvvetlendiren, millet olarak yaşamamızı sağlayan unsurları takviye ederek komünizmle fikir yoluyla mücadele etmek ve bu gayeye ulaşabilmek için tarihe, vatana ve Allah'a bağlılığı kökleştirmektir' şeklinde belirtilmişti. Soğuk savaş döneminde kurulan, CIA bağlantılı bu derneğin asıl amacı, gelişen toplumsal muhalefeti her ne şekilde olursa olsun bastırmaktı. Bir çok eylemin yanında, 6 Filo'ya karşı yapılan mitinge saldıran ve tarihe 'kanlı Pazar' olarak geçen olayın da tertipleyicileri. Bu derneğin Erzurum şubesinin kurucuları arasında tanıdık bir isme rastalarız, bu isim Fetullah Gülen'den başkası değildir. Dinlerin evangelistlere yakın bir hizaya çekilmesi için, yeni tasarım olarak kodlanan sürecin en önemli adımlarından biri 'dinler arası diyalog'dur. Amaç, Amerikan karşıtlığını içinde barındıran islami muhalefeti yok etmek, bütün dinleri kapitalist restorasyonun hizmetine sokmak. Vatikan'ın gayri resmi sözcülüğünü yaptığı bu girişim son zamanlarda ciddi bir taban bulmakta. Türkiye'de dinler arası diyalog'un mimarı, herkesin bildiği gibi Fetullah Gülen'dir. Dinler arası diyalog yoluyla, müslüman ülkelerin müslümanlık dozajını belirlemek ana amaçlardan biri. ABD tarzı bir islam hedeflenen. Uzun süre Kürt kelimesini ağzına almayan Fetullahçıların son dönem Kürt sorununa ilgileri de gözden kaçmıyor. PKK'nin tasfiye edilmesi, Barzani ile sıcak ilişkiler kurulması, Irak Kürdistanı'ndaki petrolün ABD'nin emrine amade edilmesi için çabalayan bir Abanat Platformu'muz var. Bunun için Gülen'e bağlı medya aracılığı ile kürt sorunuyla ilgili hergün onlarca asparagas haber düzenleniyor. Televizyonlarında, beyinlere zehir şırınga ediliyor. Aynı televizyon ve gazeteler, Irak'taki işgalci ABD için haberlerinde hiçbir zaman 'işgalci' sözcüğünü kullanmamaya dikkat ediyor. Her şeyi islam için yaptığını söyleyen bir çevre, müslüman bir ülkenin işgal edilmesine 'işgal' demiyor. Fetullah Gülen okulları olarak bilinen okullara bakalım şimdi. Dünyanın bir çok yerinde kurulan bu okullar hangi ilişkiler çerçevesinde kurulabiliyor? CIA'nın cirit attığı bu ülkelerde, ABD istemese, hangi ülke bir sınıf açmaya izin verebilir? Nitekim Rusya, bu okulların CIA bağlantılı olduğu gerekçesi ile kapattı. Bir çok ülkede açılan bu okulların amacı, sömürge ülkelerine ABD'nin istediği tarzda yöneticiler yetiştirmek olmasın. Eskiden, ABD'de askeri eğitim alanlar ülkelerine gittiklerinde darbe yaparlardı. Şimdi iş kılıfına daha uygun hale getiriliyor. Ayrıca bu okulların olduğu ülkelere, THY'nın sefer koymayı düşündüğü sızıyor etrafa. Müslümanlar için şeytan denilen ABD'de yaşayan biri Fetullah Gülen. Pensilvanya Eyaletindeki bir çiftliğin içindeki villalarda yaşıyor. FBI ajanları bu çiftliğin korumasını yapıyor. Hukuki nedenlerle Türkiye'ye gelemiyor, doğrudur. Peki bir İslam aliminin Suudi Arapistan, Katar, Suriye'de yaşaması daha doğru değil mi? Sağlık sorunları yaşıyan diğer İslam alimlerinin hepsi ABD'demi yaşıyor? 23.07.1997 tarihinde Yeniyüzyıl Gazetesinden Nevval Sevindi'ye verdiği mülakatta şöyle diyordu Gülen: 'Dünyanın hali hazırdaki durumuyla, şu çerçevesiyle, Amerika da şu andaki konum ve gücüyle bütün dünyaya kumanda edebilir. Bütün dünyada yapılacak işler buradan idare edilebilir ve hatta denilebilir ki, şöyle veya böyle Amerika ile dostça geçinmeden destek almak değil, dostça geçinmeden, Amerikalılar istemezlerse, kimseye dünyanın değişik yerlerinde hiçbir iş yaptırmazlar. Şimdi bazı gönüllü kuruluşlar dünya ile entegrasyon adına gidip dünyanın değişik yerlerinde okullar açıyorlarsa, bu itibarla, mesela Amerika ile çatıştığınız sürece bu projelerin gerçekleştirilmesi mümkün olmaz. Amerika, hala bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır.' Niye bütün yollar ABD'ye çıkıyor acep? Bütün bu olanlardan, sayın İnan'ın deyimi ile Fetullahçı çeteleşmeden, Fetullah Gülen'in haberdar olmaması mümkün mü?
Doğan Durgun dogandurgun68@gmail.com
|
| |
| |
| |
 |
 |
 |
|  |
|
|