Azəri Türk Русский
Arama
ANA SAYFA
Haberler
Gündem
Araştırma
Siyaset
Söyleşi
Toplum
Dünya
Diaspora
Magazin
Tarih
Maneviyyat
Bu bizik
Bizimle iletişim
Facebook'ta Paylaş
Azərbaycan xalqının ümummilli liderinin saytı

Azərbaycan Respublikası Prezidentinin rəsmi saytı



Azərbaycanın birinci xanımının saytı

Hər şey Azərbaycan haqqında


Genel yayın yönetmeni:
Agil ALESGER
Bizim telefon:
(+99455) 211-11-82

MANEVİYYAT:  Fitnelerin ortaya çıkışı...
[ Siteye eklenib: 04:53 11.01.2009 ] Okundu: 152

"Kim, batıl ehlinden birine, hakkı ortadan kaldırmak için yardım ederse, Allah ve Rasulü ondan zimmetini çekmiştir"

Müşriklerin ortak koşmalarından ve vasfettikleri şeylerden münezzeh olan Allah-u Teâlâ, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i hidayet ve hak dinle gönderdi. O, insanlara kendisine indirileni açıkladı. Ne kadar hayır ve iyilik varsa onları emretti ve hayra ulaştıracak yolları öğretti. Ne kadar şer varsa, onlardan da nehyetti, o yollara götüren tüm kapıları kapadı ve bize şu haberi getirdi:


"Gerçekten İslam garip olarak başladı, yine başladığı gibi garipliğe dönecektir." (Müslim İman: 232, Tirmizi İman: 13, İbni Mace Fiten: 15, Darimi Rikak: 42, Ahmed: 1/184-398, 2/177-222-389, 4/73.)

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem insanlara; tıpkı zifiri karanlıkların sökün ettiği gibi fitnelerin çıkacağını, kişinin mümin olarak sabahlayıp, kafir olarak akşamlayacağını, kafir olarak geceleyip mümin olarak sabahlayacağını haber vermiş, insanların dinlerini az bir dünyalık karşılığında satacaklarını bildirmiştir. (Müslim İman: 186, Ebu Davud Fiten: 30, Ahmed: 1/189, 2/304, 372, 408, 416, 523'da geçen şu hadise işaret edilmiştir: Ebu Hureyre'den Rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Karanlık gecenin (zifiri) karanlıklarına benzeyen fitneler zuhur etmeden amellere rağbet edin; (zira o fitneler zuhur ettiği vakit) kişi mü'min olarak sabahlayacak, kafir olarak akşamlayacak, yahud mü'min olarak akşamlayacak kafir olarak sabahlayacak dinini bir dünya metaı mukabilinde satacaktır." )

Gerçekten de, günümüzde bu örneklerin varolması onun Allah'ın Rasulü olduğunun delillerindendir.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ümmetinin Moğol Türkleriyle savaşacağını, Türkler'in; küçük gözlü, yassı ve ufak burunlu olduklarını, yüzlerinin yuvarlak, yanaklarının çıkık olduğunu haber vermiştir. (Buhari Cihad: 95-96, Menakıb: 25, Müslim Fiten: 63, Ebu Davud Melahim: 9, İbni Mace Fiten: 36, Ahmed: 2/530. Bu ifade Beğavi'nin "Şerhü's-sünne" adlı eserinde yer almaktadır. )

Gerçekten de Allah-u Teâlâ hikmeti ve adaleti gereği, Türkler'i müslümanlara musallat kılmış, müslümanlar, işledikleri günahlar yüzünden küfür devletinin hükmü altına girmişlerdi.

Bugün müslümanlar öyle bir imtihandan geçiyorlar ki, bu tıpkı Şeyhülislam İbni Teymiyye zamanında ortaya çıkan moğol fitnesine benzemektedir.

İbni Teymiyye bu olayla ilgili olarak şöyle diyor:"Müslümanların böyle bozguncu kafir bir düşmanın fitnesiyle imtihan edilmeleri, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem döneminde çeşitli gazalarda müslümanların başlarına gelen olaylara benzemektedir. Bunlarla ilgili ayetler indirilmişti. Allah-u Teâlâ, hem Rasulü'nü hem de müminleri kafirlerle imtihan etmişti. Bu olaylarda Allah-u Teâlâ'yı ve Ahiret Günü'nü umanlar için örnekler vardır. Allah-u Teâlâ kıyamete kadar olabilecek olayların çoğunu Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem aracılığıyla haber vermiştir. Müslümanlar bunlara göre amel ederler. Allah-u Teâlâ'nın Kitabı ve Rasulü'nün Sünnetinde yer alan bu ahidler önceki ümmetleri kapsadığı gibi, sonrakileri de kapsamaktadır.

Allah-u Teâlâ, bizden önce yaşamış olan ümmetlerin başından geçen bir çok kıssayı, ibret almamız ve sonraki ümmetleri öncekilerle kıyaslayarak durumumuzun onlarınkine benzemesi halinde gerekeni yapmamız için bizlere anlatmıştır. Böylece; sonradan gelen müminler, kendilerinden önceki müminlerle olan benzerliklerini görebilsinler. Aynı şekilde sonradan gelen münafık ve kafirler de kendilerinden önceki kafir ve münafıklardan ibret alsınlar.

Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de Yusuf aleyhisselam kıssasını geniş bir şekilde anlatıp, diğer rasullerin kıssaları hakkında da kısaca bilgi verdikten sonra şöyle buyurmuştur:

"Onların kıssalarında akıl sahipleri için bir ibret vardır..." (Yusuf: 12/111)

Firavunla ilgili kıssa hakkında da şöyle buyurmuştur:

"Bunun üzerine Allah da onu ahiret ve dünya azabıyla yakalamıştı. Şüphesiz bunda, Allah'tan korkanlar için alınması gereken bir ibret vardır." (Naziat: 79/25-26)
Beni Nadir Kuşatmasıyla ilgili olarak da şöyle buyurmuştur:

"Kitap Ehlinden inkar edenleri ilk sürgünde kendi ülkelerinden çıkaran O'dur. Oysa siz (ey müminler), onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını zannediyorlardı. Fakat, Allah'ın azabı hiç hesap etmedikleri bir yerden kendilerine gelmiş ve kalplerine bir korku salmıştır: Öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle tahrip etmişlerdir. Ey akıl sahipleri! Bunlardan ibret alın." (Haşr: 58/2)

Dikkat edilirse, bu ayetlerde ve bir çok yerde bize bu ümmetten olup da, bizden önce yaşamış olanlardan ibret almamız emredilmektedir. Çünkü, yüce Allah-u Teâlâ'nın bu noktadaki sünneti değişmez ve devamlılık arzeder.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:"Andolsun; iki yüzlüler, kalplerinde hastalık bulunanlar, şehirde kötü haber yayanlar bu hallerinden vazgeçmezlerse, seni onlara musallat ederiz. Sonra, senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler. Lanetlenmiş olarak nerede ele geçirilirlerse yakalanır ve öldürülürler. Allah'ın önceden geçenler hakkındaki kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik göremezsin." (Ahzab: 33/60-62)

"İnkar edenler, sizinle savaşa kalkışsalar bile, arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra da ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilirler. Bu, Allah'ın bundan önce gelip geçmiş kavimler hakkındaki kanunudur. Allah'ın kanununda hiçbir değişme bulamazsın." (Fetih: 48/22-23)

Allah-u Teâlâ bu ayetlerinde; önceki kafirlerin durum ve davranışları nasılsa, sonraki kafirlerin de durum ve davranışlarının aynı olacağını haber vermiştir.

Akıllı kimseye düşen; ilahi kanunlardan, Allah-u Teâlâ'nın kullarıyla ilgili olarak haber verdiği kıssalardan ve eski ümmetlerden ders almaktır.

Geçmiş ümmetlerin başına gelenler içinde sırf şu büyük moğol istilası bile insanın boğazını düğümlemeye yetecek bir olaydır. Bu işgal ülkenin dört bir tarafını sarmış, bunu işitmeyen kalmamıştı. Küfür, azı dişlerini göstermiş, münafıklar harekete geçmiş, artık din tamamen çöküp yok olma noktasına gelmişti. İmanın ipi lime lime olmuş, kopmasına ramak kalmıştı. Müminlerin yurdu tarumar olmuştu.

Moğollar'ın akınları sonucu, İslam neredeyse ortadan kalkacak gibi oldu. Kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah-u Teâlâ ve Rasulü'nün vaadinin boş olduğunu zannetmeye başladılar. Allah-u Teâlâ ve Rasulü'nün sallallahu aleyhi ve sellem taraftarları bundan sonra kendilerine gelemeyeceklerini, bir daha bellerini doğrultamayacaklarını sandılar ve bu düşünce onların gönüllerinde yerleşti. Öylesine kötü zanlara kapıldılar ki, kötü bir kavim olup çıktılar. Bu fitne halim olan kimseyi bile şaşkınlık içinde bıraktı, doğru ve dürüst olan kimseyi adeta sarhoş etti, vesveselerin çokluğu dikkatli ve akıllı kimseyi bile şaşkın bir hale getirdi. İnsanların gönülleri böyle bir durumu kabul edemez oldu. Allah-u Teâlâ bu savaşla basiret ve yakin sahiplerini, kalplerinde nifak ya da iman zayıflığı bulunanlardan ayırdı. Böylelikle bazı kişi ve toplulukları yüksek derecelere ulaştırdı.

Halk, tıpkı Kıyamet Günündeki gibi; şaki (kötü), said (mutlu) ve hakkı kabul edenler gibi kısımlara ayrıldılar. Bu büyük imtihan sırasında insana iman ve salih amelden başka hiçbir şey fayda sağlamadı. Kişiyi iyilik ve takvadan başka bir şey kurtarmadı. Artık kalplerin gizledikleri ortaya çıkmıştı. Kısacası; kişinin en çok muhtaç olduğu bir anda, yaldızlı sözlerin kendisine ihanet ettiği açığa çıkmış oldu.

İnsanlar kendilerine itaat ettikleri efendi ve büyüklerini, kendilerini yoldan saptırdıkları için yermeye başladılar.

Bu ümmet içerisinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in verdiği haberlerin doğruluğuna inanan, gönülleri açık olup, feraset sahibi olanlar da vardı. Çünkü Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in verdiği haberler aynen ortaya çıkıyor, müminler bunlara şahit oluyorlardı. Böylece, zafere erenler belirmiş oldu. Kendilerine karşı olup onları rezil etmek isteyenler, Kıyamete kadar onlara bir zarar veremeyeceklerdi.

İnsanlar sonuçta üç gruba ayrılmış oldular:
1 - Allah-u Teâlâ'nın dinine yardım etmek için çalışıp gayret gösterenler.
2 - Allah-u Teâlâ'nın dinine yardım edenleri ezip, aşağılamak isteyenler.
3- İslam Şeriatının dışına çıkanlar.

Artık, insanlar ecir kazananlar ve aklananlar olmak üzere iki sınıfa ayrılmışlardı. Doğrusu bu imtihan, Allah-u Teâlâ tarafından bir ayıklama, temyiz ve taksimdi.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:"Bu sebeple Allah, doğruları doğruluklarıyla mükafatlandırır; münafıkları da, dilerse azaplandırır veya tevbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı, çok merhametlidir." (Ahzab: 33/24)

Ben derim ki:

İbni Teymiye'nin sözünü ettiği fitnenin benzerini veya daha büyüğünü bu zamanda da gördük. İnsanlar aynı şekilde farklı farklı gruplara ayrıldılar:

Birincisi: İslam dini için bütün gayretiyle çalışan, İslam'a yardımcı olan gruptur. Sayıca az olmalarına rağmen, Allah-u Teâlâ katında ecirleri çok büyüktür.

İkincisi: Müslümanların ezilmelerini, zelil olmalarını ve yıkılmalarını isteyerek onlara yardımı kesenlerdir.

Üçüncüsü: Müşriklere yaranmak isteyerek İslam şeriatinin dışına çıkanlardır. Bunlar müşriklere nasihat ve öğütte bulunurlar.

Nitekim Taberi, Abdullah b. Abbas'tan rivayetle Rasulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu bildirmiştir:

"Kim, batıl ehlinden birine, hakkı ortadan kaldırmak için yardım ederse, Allah ve Rasulü ondan zimmetini çekmiştir." (Elbani Ehadisü's-sahiha: 1020).


 
Дополнительные ссылки

Похожие новости
· Gerçek iyilik
· Kur'an-i hakîm'den ibretlik bir misal: Bel'am bin Baura

Последние 20 новостей раздела MANEVİYYAT:
· Gerçek iyilik


Версия для печати  Отправить эту cтатью другу


 


© Yeni Çağ gazetesi, 2007-2009, Tüm hakları korunur
Gazetemizin ürünlerini kullanarken, www.yenicag.az linkine istinad zaruridir!
Yazarların düşüncesi ile gazetemizin yayın politikası uzlaşmaya biler.
Yayımlanan reklamların içeriğine göre, gazete yönetimi yükümlülük taşımıyor.